photoshop
Benim olmazsa olmazlarım
by Bora Ucak on Tem.13, 2009, under photoshop
En çok karşılaştığım sorulardan bir tanesi de, fotoğraflarımı işlerken kullandığım bilgisayar ve destek ekipmanları hakkında bilgi.
Bilgisayar – Mac mi, PC mi
Bilgisayar olarak PC’ye bir alıştım, pir alıştım. O yüzden bir kaç kere eş dostta mac kullanma maceram hep kötü anılar ile süslendi.
Eskiden Mac bilgisayarlar kendi hardware’lerini üretirken PC’lere göre çok daha hızlı oldukları şeklinde bir üne kavuşmuş olsalar da, günümüzde artık Mac bilgisayarlarda PC’ler gibi Intel işlemci ve altyapısına geçtikten sonra bu özelliklerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyalar. E tabi, Türkiye deki fiyatları ile 2. el bir araba alınabilecek olması da benim için önemli bir faktör
Mevcut bilgisayarım 8 gb ram, quad core Intel işlemcili, Nvidia 1 gb ekran kartlı ve 1 tb 32 mb cache hard disk üzerine kurulu bir Vista 64 bit işlemci ile çalışıyor. Hemen her sene aynı dönemlerde upgrade etmeye çalışıyorum çünkü her geçen gün fotoğrafların boyutları büyüyor, Photoshop yeni versiyonlar ile daha çok işlemci gücü istiyor ve video işlerim için kullandığım Adobe After Effects programı az ile yetinen bir yapıya sahip değil …
İşletim sistemi – 32 bit mi, 64 bit mi
Vista 64 bit’i hemen hemen ilk çıktığı günden beri kullanıyorum. Aslında şöyle düzeltmem lazım, ilk çıktığı zaman kullanmaya çalışıyordum, artık kullanabiliyorum. İlk zamanlar hiç bir programın doğru dürüst 64 bit versiyonu yoktu, hardware’lerin 64 bit versiyonları yoktu, ve yoktu da yoktu. Ciddi problemler ve yarım yamalak bir düzen içinde bir süre beklediysekte, sonunda 64 bit artık hayatımızın geri dönülmez bir parçası oldu.
Özellikle eğer bilgisayarınızda 3 gb Ram’den fazlası var ise, 64 bit’e geçmek zorundasınız, çünkü 32 bit işletim sistemleri 3 gb ram’den fazlasını görmüyor. Adobe programlarına gelirsek, CS4 ile beraber Photoshop’unda içinde 64 bitlik bir versiyonu çıktı ve bende onu kullanıyorum. Illustrator için böyle bir versiyon yok, After Effects içinde yok ama After Effects’de şöyle bir cinlik var. Task Manager’da baktığınız zaman, After effects’in 4 adet (işlemci sayınız kadar) 32 bit’lik After effects programını arkada çalıştırdığını görüyorsunuz. Yani demek oluyor ki, After Effects 32 bit olsa da, İşlemci gücünüzün tümünü 4 adet modül çalıştırarak kullanabiliyor. Özellikle render zamanlarında çok ciddi bir iyileştirme olduğunu söyleyebilirim CS4′de quad core işlemciler ile beraber.
sonuç, er ya da geç 64 bit’e geçmek zorunda kalacaksınız, ne kadar erken, o kadar iyi. hemde eski sorunların hemen hemne hepsi çözüldü artık.
Monitor
Tartışmasız fotoğraf makinenizden sonraki en önemli aracınız. Bilgisayarınız yavaş olabilir ve bu fotoğraflarınızın kalitesini etkilemez, ama eğer monitorünüz iyi değilse, bütün emek boşa gider. Özellikle ekran kalibrasyonunu ve monitorün boyutu çok önemli. İlk yıllarımda 17″den 19″ wide ekran bir lcd’ye geçiş yaptığımı hatırlıyorumda, çok büyük gelmişti, Bugün 24″ 1920×1080 bir monitorüm var ve İngilteredeki bir fotoğrafçı arkadaşımın 2 adet 30″ monitorü beraber kullandığını gördükten sonra, ciddi küçümsemeye başladım
insan çok çabuk alışıyor galiba.
lafın özü, büyük fark eder
Bir diğer hayati nokta, ekran kalibrasyonu. İsterseniz dünyanın en büyük monitorunu kullanın, eger renkleriniz baskı sistemlerine göre kalibre edilmediyse, sonuçlar hüsran olacaktır. Siz PS’de renkleri monitorünüzün gösterdiği kadarı ile görür ve işlersiniz ama peki ya monitorünüz yeşile mavi, maviye mor diyorsa? Bunun en temiz ve olması gereken çözümü bir ekran kalibrasyon cihazı alıp onu sürekli kullanmaktan geçiyor. Ben Pantone Huey Pro modelini kullanıyorum ve çevremde de bir çok fotoğrafçının almasına vesile oldum. Şu ana kadarda memnun kalmayan kimse olmadı. Fiyat / performans çok iyi bir alet olduğunu düşünüyorum. Verdiğiniz para emin olun boşa gitmez.
Wacom Tablet
Burada da detaylıca bahsettiğim gibi, Wacom artık olmazsa olmazım. Eğer photoshop’u çok kullanıyorsanız, Wacom’a vereceğiniz her kuruşa değecektir. Hem kısayollar ile süreçleriniz hızlanacak, hem de çok daha efektif kullanmaya başlayacaksınız. Eğer merak ediyorsanız, Wacom ile ilgili diğer yazımı okumanızı tavsiye ederim.
Laptop
ve tabi ki ofisten uzak kaldigim gunlerdeki hayat kurtaricim, gene olmazsa olmazlardan bir tanesi. Tatillerde, gezilerde, sunumlarda, derslerde ve fotoğraf çekimlerinde her zaman onemli bir yardımcı. Laptop seçiminde dikkat ettiğim en önemli konu hızı değil aslında, artık hemen hemen hepsi belli bir potansiyelin üzerinde performans sunabiliyorlar, ama lcd’leri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Fotoğraf veya görsel bir iş ile uğraşıyorsanız eğer, lcd’nin kalitesi burada da belirleyici etken olacak. Nacizane seçimim Sony oluyor, Mac’lerinde lcd’leri tartışılmaz tabi ki ama fiyat / performans işin içine giriyor ve önceliği Sony alıyor benim için. performans olarakta sınıflarında çok iyi olduklarını söyleyebilirim. Ve stock’a da 1-2 kare çekmeden olmaz di mi, güzel bir laptop’un fotoğrafları için her zaman stockta satış şansı vardır
stock’a gönderirken PS’de logoları silmeyi unutmayın
Wacom Intous 3 A5 Wide
by Bora Ucak on Tem.13, 2009, under photoshop
Photoshop bir fotoğrafçı için ne kadar vazgeçilmez ise, onu verimli kullanabilmek için seçeceğiniz araçta o kadar iyi olmalı. İlokuldan beri kalem kullanmaya alışan bizler, PC’nin hayatımıza girmesi ile mouse ve klavyeye alışmaya çalıştık. Fakat bir tarafta yıllardır kullanmaya alıştığımız kalem, diğer tarafta el ve bilek ağrılarına yol açması kaçınılmaz mouse ve klavye.
Fakat insan çok çabuk alışıyor ve bende tüm photoshop süreçlerimi iyi mouse kullanmaya ve klavyede alıştığım kısa yollar üzerine kurmuşken, bir arkadaşımın gazı ile Wacom tablet kullanmaya karar verdim. O zamanlar henüz Intous 4 serisi piyasaya çıkmadığı için, hemen hemen tüm fotoğrafçıların tercih ettiği model olan Intous 3 A5 Wide modelinden satın aldım.
Tabletin sensör boyutları 17 cm x 28.5 cm. Her iki tarafında da 4′er adet kısayol tuşu ve 1′er adet scroll touch sensörü var.
Yanında gelen tablet kaleminin 1024 sensör hassasiyeti mevcut. Yeni Intous 4 serisinde bu rakam 2048.
Gelelim benim tecrübelerime, ilk 2 gün 1995 senesinde ilk defa mouse kullandığım günlere geri döndüm gerçekten. Mouse o kadar hayatıma girmişki, kaleme geri dönmek hiç kolay olmadı. Bunun yanında Tabletin yazılımı ile kalemin hassasiyet derecesine, çift tıklama ve tek tıklama özelliklerine, tabletin üzerindeki tuşların hangi programlarda hangi kısayollara atanacağına kadar bir çok özelliği kendinize özel tanımlayabiliyorsunuz. Özellikle herhangi bir kısayol tuşu için farklı programlarda (PS, İllustrator veya Microsoft Word gibi) farklı kısayollar tanımlamak çok keyifli.
Ama tablete alışma süresi 2 günü geçmiyor, madem satın aldım, seve seve alışacağım deyipte başına oturduğunuzda, bir kaç denemeden sonra kendinize özgü ayarlarınızıda belirlemiş oluyorsunuz yazılım için ve yepyeni bir photoshop deneyimi sizi bekliyor.
Benim için en hayati 2 özelliği scroll touch sensörü ve kalemdeki hassasiyet sensörü. Touch sensörler ile, ipod’larda parmağınızla menüleri gezmeniz gibi, brush size’ı büyütüp küçültmek inanılmaz zaman kazandıran bir özellik. Bir parmağım sürekli bu sensör üzerinde diyebilirim. Kalemdeki hassasiyet sensörü ise, hemen hemen hiç opacity değistirmeden, baskı derecem ile opacity ayarı yapmamı sağlıyor ki, bu da bence müthiş zaman kazandırıyor. Geri kalan kısayol tuşları ise bu işin bonusu oluyor diyebiliriz.
Ben kendi çalışma sürecime uygun olarak PS programında, sol taraftaki tuşlara “ctrl, alt, shift, ve space” tuşlarını atadım, sağdaki tuşlara ise “dublicate layer, merge layer, save image, close image” kısayollarını atadım. Artık hemen hemen hiç klavye ve mouse kullanmıyorum ve süreçlerimin çok daha hızlandığını fark ediyorum.
Ama tek bir kusuru var, tablet sürekli kullandığım bilgisayarıma bağlı ve derslerime gittiğimde yanıma sadece laptop’umu aldığım için, mouse’a geri dönmek tam bir zulüm…
herkese öneriyorum



